Topraksız kültür olarak salkım domates yetiştiriciliği yapılmakta olup her aşaması uzman ziraat mühendisleri kontrolündedir.    Devam>>>  
                                     
  Almış Olduğumuz tüm sertifikalara ve belgelerle ilgili açıklamalara bu sayfadan ulaşabilirsiniz
                         Devam>>>
 
                                     
  Seramızın tamamında İspanya ve Hollanda'nın yüksek serateknolojileri kullanılmıştır.
                     Devam>>>
 
 
Teknoloji  
   




 

Topraksız Tarım

Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü'nün raporları yıllardır aynı gerçeğe işaret ediyor: " Gelecekte insanoğlunun en temel sorunu, azalan tarım topraklarına karşın artan nüfusu doyurmak olacak."

Bu kötümser senaryoya, yeni tarım teknolojileriyle karşı koymaya çalışan insanoğlunun bulduğu çözümlerden birisi de, toprağı tamamen devre dışı bırakan "Topraksız Tarım Kültürü"dür.

İlk kez 1930 yılında İngiltere'de Kaliforniya Üniversitesi'nden Profesör Dr. Wiliam Gericke tarafından uygulanan bu yöntem, bugün özellikle gelişmiş ülkelerde yaygınlaşmış durumda. Hollanda ve Belçika'daki seraların yüzde 95'inde topraksız tarım yapılıyor. Türkiye'de ise var olan seraların sadece binde biri bu gelişmiş teknolojiyi kullanıyor.

Topraksız tarımın sunduğu pek çok avantaj var.
Bu teknikte verimli toprağa ihtiyaç duyulmuyor. Zira, bitkinin ihtiyacı olan gıda maddeleri hem sulama suyu ile hem de yapraktan verilebiliyor. Bundan dolayında çorak arazide bile ürün yetiştirilebiliyor. Bu yöntemde toprak yerine; su, perlit ya da kaya yünü gibi volkanik materyallerden yaralanılıyor. Hiçbir içeriği olmayan tamamen nötr diyebileceğimiz bu maddelerin tek işlevi bitki kökünün su tutmasını sağlamak. Dolayısıyla çok verimsiz alanlarda bile rahatça tarım yapılabiliyor. Diğer bir avantajı, hormon benzeri kimyasallara ihtiyaç duyulmamasıdır. Toprak kullanılmadığı için toprak kökenli hastalıkların yol açtığı riskler bu yöntemin kullanıldığı seralara giremiyor. Ayrıca nadasa ve münavebeye de gerek kalmıyor. Üstelik de normal tarıma göre 2, hatta 3 kat verim artışı sağlanıyor.

Bu tarz modern bir seranın metrekare maliyeti, yapılan seraya göre değişmekle birlikte ortalama 50 Euro'yu buluyor.

Maliyet yüksekliğinin nedenleri

Türkiye'deki seraların pek çoğu aslında sera değil. Bunların büyük bölümü örtü altı üretim yapan derme çatma işletmeler. Topraksız tarım için modern sera gerekiyor. Bu tür seraların inşasında kullanılan malzemelerin çoğu ise Türkiye'de üretilmiyor. İthal etmek zorundasınız. Buda ilk yatırım maliyetini yükseltiyor. Diğer yandan bitkilerin gereksinim duyduğu gıda maddeleri, topraksız tarımda damlama sulama yöntemiyle bitkiye aktarılıyor. Bu sistemin bilgisayar kontrollü olması gerekiyor. Hatta seranın ısınması, nem, buhar düzeyi de bilgisayar kontrolü ile yapılır. Tüm bunlar maliyet demektir. Aynı zamanda bir bilgi birikimi gerektirir. Bu nedenle Hollanda ve Belçika gibi gelişmiş ülkelerin seraları yüzde 95 topraksız üretim yaparken, Türkiye'de bu oran binde bir düzeyinde kalıyor.

   




Arı kullanımı, seralardaki ilaçlamayı da doğrudan etkiliyor. Onlara zarar vermeyecek, zehir oranı daha düşük ilaçların kullanılması gerekiyor. Aslında bu bile, arıların doğal üretime ne kadar katkı yaptıklarının göstergesi. Hem doğal döllenme sağlayarak hormon kullanımını engelliyorlar, hem de kimyasal ilaçların daha dikkatli ve daha az kullanılmasına vesile oluyorlar. Arı kullanılarak üretilen domatesler ise hormonlulardan oldukça farklı. Kışın da üretilse lezzeti ve aroması var; daha ağır, içi daha dolgun, raf ömrü de daha uzun.

Bombus arıları, aslında halk arasında 'yoz arı' olarak bilinen, bal yapma özelliği olmayan ve bu iş için özel olarak üretilmiş özel bir canlı. Doğada 60-70 türü bulunuyor. Sadece Türkiye'de 40'a yakın bombus arısı türü yaşıyor. Çiftçilerin bugünlerdeki en büyük yardımcısı ise 'terrestirist' adı verilen bir tür. Antalya ve çevresinde, bu arılara yönelik talebin artması 'arı üretim ve satış sektörü" oluşturmuş. Eskiden ithal edilen arılar artık yerli firmalar tarafından üretilip pazarlanıyor.

Arının, doğal üretim dışında aslında çiftçi için mühim yan getirileri de var. Bunların en önemlisi işçilik maliyetlerini düşürmesi. Hormon verilebilmesi için işçilerin tek tek kökleri dolaşması ve her gün uygulama yapması gerekiyor. Bu ciddi bir maliyet. Diğer yöntemde ise bunu arılar hallediyor. Ayrıca hormon insan sağlığına da zararlı bir ürün. Bu uygulamayı sürekli yapan kişilerde başta astım olmak üzere çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkıyor. Arı kullanımı ayrıca bitkilerdeki mantar ve küf gibi hastalıkları da önlüyor. İhracata uygun, raf ömrü uzun ürün sağlıyor. Türkiye'nin son yıllarda tarım ihracatındaki en büyük sorunu olan, 'rezüdü' yani ilaç kalıntısını da, bu yöntemle önemli ölçüde önlemek mümkün. Çünkü arıların zarar görmemesi için zehirli ilaç kullanımı en aza iniyor.

HORMONDAN DAHA BÜYÜK TEHLİKE: İLAÇ KALINTISI

Bitkilerdeki büyüme ve gelişmeyi yönlendiren, çok düşük yoğunluklarda bile etkili olabilen ve sentezlenerek taşınabilen organik maddelere hormon deniliyor. Hormonlar büyüme düzenleyici maddeler olarak da isimlendiriliyor. Hormonlar Türkiye'de ilk defa 1960'lı yıllarda GA3 (Giberallic Acid) çekirdeksiz üzümde kullanılmaya başlandı. Diğer taraftan, büyümeyi geriletici hormonlar da var. Mesela, kültür bitkilerindeki yabancı otları öldürmek için hormon içerikli kimyasallar yoğun şekilde kullanılmakta. Tarım alanlarımızın marjinal sınıra yaklaştığı ve bu sebeple üretimin artırılmasının ancak verim artışıyla mümkün olduğu bir gerçek. Yalnızca organik ve biyolojik yöntemlerle tarımsal üretim yapmak, gerekli kalite ve verimlilikte ürün elde etmeyi engelliyor. Ayrıca zararlılara, hastalık ve yabancı otlara karşı korumasız bir tarım düşünülemez. Söz konusu faktörlere karşı alınan koruma yöntemleri arasında %75 gibi bir paya sahip olan kimyasal yöntemlerin uygulamadan kaldırılması, günümüzdeki tarımsal üretimin yarısını gözden çıkarmak anlamına geliyor. Bu sebeple Türk tarımında, kimyasal desteklerle üretimin süreceği gibi bir gerçekle karşı karşıyayız. Burada önemli olan, söz konusu kimyasalların doğru kullanılması ve hasadın uygun sürelerde yapılması. Zaten tarım ilaçları ve hormonlar, tavsiyelere uygun olarak kullanıldığında bugüne kadar saptanabilen bir risk yok. Asıl sorun, hormonların ve tarım ilaçlarının bilinçsiz ve gelişigüzel kullanımı. Türkiye'deki tarım ürünlerinin sağlık açısından asıl sorunu da zaten hormon değil, ilaç kalıntısı. Her ilacın meyve ve sebzede belirli bir kalış süresi var. O süre dolmadan toplanan ürün, ilaç kalıntılı ürün anlamına geliyor. Yıkama veya soyma işlemleri de bu kalıntıyı yok edemiyor. Çünkü uygulanan ilaç, süre dolduktan sonra üründe kendisi parçalanıyor. Sonuçta, hormon üzerine yoğunlaşan tartışma, asıl sorun olan 'ilaç kalıntısı' meselesinin de örtbas edilmesine sebep oluyor.

   

Bombus, renkli tüyleri olan, türdeşlerine göre oldukça iri yapılı ve genelde toprak altında yaşayan bir yaban arısı türüdür. Bombuslar'ın uzun dilli türleri, çiçek borusu uzun olan çiçeklerden de çiçek tozu ve bal özü alabilir. Bu, diğer arılar için oldukça zor hatta imkansız bir işlemdir. Hatta bazı türler, bal özüne ulaşabilmek için önce çiçeğin dış kısmını ısırır ve açtıkları delikten dillerini içeri sokarak kolayca beslenir. Bombuslar'ın göğüs bölgesinde tutunma ve yürümeyi sağlayan üç çift bacakları vardır. Bu bacaklardan birinci çift, antenlere bulaşan çiçek tozlarını ve diğer tozları temizlemek için özel temizlik gereçleri ile donatılmıştır. Bu sayede koku alma organı olan antenler sürekli temiz tutulur. Bombuslar'ın diğer bacaklarında çiçek tozu taşımak için sepetçikler ve çiçek tozlarını doldurmaya, gerektiğinde sıkıştırmaya yarayan fırçalar bulunur. Bombuslar vücut ağırlıklarının yarısı kadar yükü rahatlıkla taşır. Bu arılar zar şeklindeki iki çift kanatları sayesinde uçar. Birinci çift kanadın arka kenarında, ikinci çift kanadın ise ön kenarında bir seri kanca bulunur. Bunlar uçuş sırasında birbirine kenetlenir, böylece ön ve arka kanatlar birlikte ve daha güçlü hareket edebilir. Bunun dışında uçuş için ısı üretimi de zorunludur. Aktif olarak uçan bir Bombus'ta gövde bölgesinin sıcaklığı 35-40 C olur. Bunun için Bombuslar uçuşa geçmeden önce belli bir süre ısınır.

   
   
   
 
Ana Sayfa  | Hakkımızda | Ürünlerimiz | Seramız | Sertifikalarımız | Teknoloji | Faydalı Bilgiler | Foto Galeri | İletişim
 
powered by : ARYATA